Yazdır

 

1948'DEKİ KAHRAMANCA GREVDEN 70 YIL SONRA

 

“Madenlerin kahramanı yüzünde tebessümü, ağzında şarkısıyla indi taş değirmene. Onun tek silahıydı iki onurlu kolu. Verdiği çetin mücadelede yarlandıysa da kazandı. Aynı tebessüm ve aynı şarkıyla selamladı zaferini. Ve iki onurlu ve aziz eliyle işe koyuldu yine...”

“Dimokratis” gazetesi başyazarı Yorgos Lernis

 

1948 Maden ve İnşaat İşçilerinin Kahramanca Grev Mücadelelerinin 70. Yılı

 

İkinci Dünya Savaşı öncesindeki yıllarda, 1938-1939’da Kıbrıs’taki maden sanayii önemli pirit ve bakır piriti ihracatlarıyla en yüksek noktasına ulaştı. Bütün maden şirketlerinde çalışan işçilerin sayısı on bini geçiyordu ve çoğu yoksul çiftçilerdi. Madenlerde çalışma koşulları insanlık dışıydı. İşçilerin ve ailelerin kaldıkları yerler ve yaşam koşulları sefil bir durumdaydı. İşçiler çok sık ölümlü iş kazalarıyla ve hastalıklarla karşı karşıyaydı. Yer altında, galerilerde ve inşaatlarda koruma önlemleri neredeyse yok düzeydeydi.

İşçilerin yaşadıkları ağır sömürü maden şirketlerinin dayattığı sefil çalışma koşullarıyla sınırlı değildi. Onların yaşam biçimlerini de etkiliyordu. Örneğin Skuryotissa, Lefke, Karadağ ve Ksero’da çeşitli gıda maddelerini işçilere satan bazı kantinler işçilerin ücretlerinin olduğu zarfları direkt şirketlerden alıp adeta tekel gibi işliyorlardı. Bu durumda işçiler parasız ve maden bölgelerinde esir kalıyor, ne kadar ağır da olsa işlerine devam etmek zorunda oluyorlardı.

Sendika Kurmak İçin Başvuru

1938-39 döneminde Kıbrıs Palmer diktatörlüğünün ağır gölgesi altındaydı. Bu zor siyasi atmosferde CMC’nin madencileri sorunlarını çözmek için örgütlenme çabasıyla sendika kurmak için ilk başvurularını hükümete gönderdiler. Bu belgeyi komünist olarak niteleyip görmezden gelen hükümetin uzlaşmaz tutumu madencilere haklı talepleri için onurlu mücadeleden başka hiçbir seçenek bırakmadı.

Mücadelelerin Hazırlığı

1948’de maden, amyant ve inşaat işçilerinin mücadeleleri öncesinde, 1941’de kurulan ve Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk emekçilerin ortak eseri olan Tüm Kıbrıs Sendika Komitesi (PSE) bu mücadelenin önkoşullarını ve imkânlarını yarattı.

Yıllar alan örgütsel, siyasal ve ideolojik hazırlık çok zorlu bir mücadeleyle gerçekleştirildi ve sadece ekonomik boyutu yoktu. Mücadele bir yanda burjuvazi, işverenler, büyük yabancı şirketler, hükümet ve Kilise’nin, diğer yanında işçi sınıfının yer aldığı keskin bir sınıfsal boy ölçüşme halini aldı. İşçi sınıfı Palmer diktatörlüğünün ağır koşullarında çalışmak ve örgütlenmek zorunda olduğundan koşullar çok zordu.

CMC Maden İşçilerinin Grevi

İlk büyük sınıfsal mücadele Amerikan CMC şirketinde çalışan 2100 maden işçisinin greviyle başladı. Ücretlerin arttırılması, çalışma saatlerinin düşürülmesi, fazla mesailerin ödenmesi ve dinlenme izni talebiyle gerçekleştirilen grev 121 gün sürdü. Bu mücadelede sömürgecilerin güçlerinin grevcilere karşı açtığı ateş sonucunda pek çok insan yaralandı. Bu grevde 77 grevci iki aydan iki yıla kadar hapse mahkûm edildi ve diğer yüzlerce grevciye para cezası verildi. Ancak önemli olan maden işçilerinin şirketi müzakerede bulunmaya zorlayarak ücretlerini %33 arttırmayı başarmalarıydı. Bu grevi amyant işçilerinin 29 gün süren grevi izledi ve bu grevde 60’dan fazla işçi hapsedildi.

3 Mart 1948’de öfkeli grevciler grev kırıcıları engellemeye çalıştılar ancak polisin alçakca saldırısına uğradılar. Polis grevcilere ateş açtı ve o gün grevcilerin kanına bulandı.

Çok sayıda işçi yaralandı. Grevci Çakır Rizet, Ahmet Necati, Yorgis Yorgiyadis, İzzet Ali İzzet, Mehmet Bilal, Andreas Haralambus ağır yaralanarak Lefkoşa Hastanesi’ne kaldırıldılar.

Grevcilerin talebi ücretlerin arttırılması, Pazar günleri fazla mesailerin ödenmesi, iş anlaşmazlıkları komitesinin tanınması, işçi evlerinin onarımı ve işten çıkarılanların tekrar işe alınmasıydı.

Bu yılın sonundaki 1200 inşaat işçisinin grevi 118 gün sürdü, grevcilerin talebi ücretlerin arttırılması, sosyal sigortalara işverenin katkısının arttırılmasıydı. Bu grevde 60 inşaat işçisi mahkûm edilerek hapsedildi.

Grevlerin daha ilk günlerinden itibaren bütün Kıbrıs halkının grevcilere yönelik dayanışması, manevi ve ekonomik desteği çok anlamlıydı. Heryerden grevcilere para, yiyecek, elbise ve her tür yardım gönderiliyordu. Çeşitli kentlerden ve köylerden her gün Karadağ ve İksero’ya yardım taşıyan otomobiller geliyordu. AKEL’in o günlerdeki tarihi sloganı: “EKMEĞİMİZİ MADEN İŞÇİLERİYLE PAYLAŞALIM”dı. Tüm Kıbrıs halkı grevcilerin mücadelesine elle tutulur destek vererek bu sloganı pratiğe geçirdi.

Bu yoğun sınıf mücadeleleri döneminde işçilerin, köylülerin ve küçük ve orta sınıflarının ittifakının temeli atıldı ve bu ittifak grevcilere yönelik eşi görülmemiş bir dayanışma hareketini hayata geçirdi. Grevcilerin çocukları için ekmek ve süt mücadelesi, onlara manevi ve maddi destek mücadelesi Sol hareketin örgütlediği, önderlik ettiği ve haklı olarak gurur duyduğu fedekarca gerçek sosyal dayanışmanın en aydınlık faaliyetlerinden biridir.

Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk işçiler taleplerinde haklı olsalar da işverenin kesin reddeden tutumu dışında sömürgecilerin polislerinin kudurmuş tepkisi, Yeni Sendikaların (SEK) grev kırıcı tutumu ve Kilise’nin düşmanca tavrı ile karşı karşıya kaldılar. Kilise yayınladığı genelgeyle grevcileri teslim olmaya çağırırken, SEK yaptığı açıklamayla “komünist anarşinin tamamen yok edilmesi için” sömürgeci polisi İngiliz Ordusu’nun yardımını istemeye çağırıyordu. SEK “mavi 12 saat, kızıl 8 saatten daha iyidir” sloganıyla Amerikan şirketi için grev kırıcıları toplayarak köyleri bölme noktasına dahi vardı.

Şirketin o zamanki müdürü Hendriks “benim ülkem tüm dünyada komünizme karşı savaşmak için milyonlarca dolar harcıyor. Kıbrıs’ta aynı amaç için bir kaç bin lira harcamaktan çekinmez” diyordu.

Grev Mücadelelerinin Başarıları

İşverenlerin ve onları destekleyenlerin işçi düşmanı politikalarına, estirdikleri teröre ve çatışmalara rağmen grevler başarıyla sonuçlandı.

  • Toplu Sözleşme hakkı kazanıldı
  • Yevmiyelerde önemli artışlar sağlandı
  • Özellikle madenlerde çalışma saatleri azaltıldı
  • Fazla mesailerin ödenmesine başlandı
  • Ödenekli tatil hakkı kazanıldı
  • Tedavi ve ilaç için sosyal fon güçlendirildi
  • Madenlerde ve inşaatlarda çalışma koşulları iyileştirildi
  • Eşel Mobil ödeneği verilmeye başlandı
  • PEO ve KTİBK sendikal hareketlerinin kitleselliği arttı

1948’in efsaneleşen tarihi mücadeleleriyle örgütlenme ve istihdam koşulları için toplu müzakere hakkının tanınması için temeller atıldı. İşçi sınıfı kendi gücüne inandı, özgüven ve disiplin kazandı, örgütlenmenin değerini öğrendi ve ülkenin diğer ezilen sosyal katmanlarıyla güçlü dayanışma ve ittifak bağları kurdu.

Ancak 1948 grev mücadelelerinin en önemli başarısı grevcilerin sendikal hareketin varlığının ve rolünün tanınmasını başarmalarıydı.

Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk işçiler gerçek sınıfsal kardeşler olarak yerli ve yabancı gericiliğe karşı bu zorlu mücadeleyi verdiler ve kazandılar.

Tüm bu yaşananlar PEO’nun ve genelde Sol’un Kıbrıslıtürklerle ilişkilerinin doğasını ve derinliğini anlatmaktadır. Bu ilişki bazı geçici çıkarların çakışması temelinde oluşmadı, bilakis ortak siyasal ve sınıfsal mücadelelerde çelikleşti. Bu ilişkinin dayanağı, dillerinin ya da dinlerinin farklı olmasından bağımsız, Kıbrıslı bütün emekçilerin ortak çıkarları, ortak hedefleri ve ortak vizyonlarıdır.

1948 sınıf sendikacılığı hareketinin tarihinde bir dönüm noktasıdır ve 1948’in büyük grev mücadeleleri haklı olarak hareketimizin tarihinin en parlak sayfalarında önemli bir yere sahiptir.

Toplam 266 gün süren bu grevlerde bütün işçi sınıfının ve Kıbrıs halkının katılımıyla binlerce inşaat, maden ve amyant işçisi yer aldı.

Bu şanlı tarihin ağır sorumluluğunu taşıyan PEO, 1948 maden, amyant ve inşaat işçilerinin grev mücadelelerinin 70. yılı onuruna bu yıl çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu etkinliklerle tek silahları haklı mücadeleleri, kahramanlıkları ve halkın desteği olan, mücadelenin en ön safında birlikte bütün güçlüklere göğüs geren ve örgütlü mücadeleyle günümüzün işçi mücadelelerinin yolunu aydınlatan Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk emekçileri saygıyla anacağız.

 

MERKEZİ ETKİNLİKLER PROGRAMI

  1. 8 Temmuz Pazar: Amyant madenini ziyaret ve Pelendri’de PEO tesislerindeki anıtın açılışı
  2. 21 Eylül Cuma: İnşaat İşçileri Sendikası’nın girişimiyle Katidata köyü meydanında dikilen anıtın açılışı
  3. Eylül sonu ile Ekim başında yapılacak PEO-İNEK ve PROMİTHEAS Enstitüsü’nün bir gün sürecek bilimsel toplantısı
  4. 23 Kasım Cuma: PEO’nun Lefkoşa’daki binasında siyasal ve sanatsal içerikli ana etkinlik
  5. Aynı etkinliğin daha sonra açıklanacak tarihte DEV-İŞ’le işbirliği içerisinde kuzeyde de gerçekleştirilmesi

 

Her etkinlik hakkındaki detaylar ayrı ayrı açıklanacak.

Yukardakilerin dışında çeşitli ilçesel ve yerel etkinlikler gerçekleştirildi ve gerçekleştirilecek.

 

 

Kayıt Olma

E posta ile bilgi ve haber alma üyeliği ücretsizdir



Son Haberler

You are here:   AnasayfaHABERLER –AÇIKLAMALAR1948'DEKİ KAHRAMANCA GREVDEN 70 YIL SONRA